Sanayiden sanata uzanan geniş bir yelpazede, üretimin ara süreçlerinden ilhamla ortaya çıkan beklenmedik detayları, oluşabilen hataları, onları gizlemeden veya düzeltmeden faydalı ve işlevsel bir ürüne dönüştürmek olarak tanımlanan Unform felsefesinin kurucusu  Gamze Alagöz ile uğraşları ve Unform üzerine mini bir röportaj:

Röportaj: Kaan Demirdöven

1 – Sizi Unform felsefesi ve bu çok yönlü kariyer yolculuğuna ne yöneltti?

Unform’un çok özel bir hikayesi var. On yedi yıl kurumsal sektörün farklı ayaklarında; satış, pazarlama, reklam konularında tecrübe edinmiş, satış öncesi ve sonrası süreçler, müşteri ihtiyaç dinamikleri, farklı müşteri yaklaşımları konusunda uzmanlaşmıştım. İstanbul’dan Antalya’ya taşındıktan sonra kendi keşif sürecim başladı. Ne olduğumu anlamak için önce ne olmadığımı bilmem gereken bir süreç geçirdim. Ülkemizin sosyoekonomik durumu, orta sınıf insanlar için zihin düzeyinin ötesinde düşünme olanaklarını maalesef çok kısıtlı sunuyor. Hayatta kalmak, barınma, yeme-içme, giyinme gibi olağan ihtiyaçlarınızı sağlayacak fikirler üretmelisiniz ve bu çabalar zihinseldir. Sürecin değil, sonucun takdir edildiği, taklitlerin değer kazandığı, özgün fikirlerin kategori edinemediği hızlı bir tüketim çağındayız. Eğer mutfağı seven ve çocukları olan bir kadınsanız, sağlıklı yiyecekleri öncelersiniz. Geleneksel reçetelerin dışına çıkmaktan ziyade ben görülmemiş, bir şekilde gözden kaçmış, gerekli görülmemiş olan şeylerin sezgisel olarak üzerine gittim. Ve böylece ilk patentini aldığım fermente içeceğim doğmuş oldu. İki yıldır inovasyon çalışmaları sürmeye devam ediyor.

Bu süreçte farklı reçete çalışmalarıyla yine patentini aldığım Fraise Fée tatlısı gerçekten özel bir yere sahip.

Ve yine inovatif bir parfüm serisi de yakın gelecekte çıkacak.

Ve sadece gıda sınırında kalmayan bu tasarım ve yaratma arzusunu merkeze alarak “Ne istiyorum?” dedim bir gün kendime. Henüz form bulmamış her şey “Unform”dur. Ve işte kendimi ve gereksinimlerimi parçalara ayrılmış bir tamlık olarak orada buldum.

2 – Kariyerinizde sizi ‘Unformer’ kimliğine taşıyan belirleyici bir an veya kırılma noktası oldu mu?

Aslında tek bir an değil, zaman içinde biriken bir farkındalık diyebilirim. Farklı disiplinlerde çalıştıkça şunu net biçimde gördüm: Benim üretim biçimim mevcut kalıplara tam olarak oturmuyordu. Bir alanda “fazla sezgisel”, başka bir alanda “fazla analitik” bulunabiliyordum. Bir noktadan sonra bunu bir uyumsuzluk olarak değil, bir imkân olarak görmeye başladım.

“Unformer” kimliği tam da bu kabulden doğdu. Kategorilere sığmama hâlini düzeltmeye çalışmak yerine onu üretimin merkezine aldığımda işler anlam kazandı. O kırılma, kendimi tek bir disiplinle tanımlamayı bırakıp sorularımın ve yöntemlerimin peşinden gitmeyi seçtiğim andı. Unform da bu yolculuğun doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

3 – Bir ürün geliştirme veya dönüşüm sürecinde beklenmedik bir sonuçla karşılaştığınız bir zamanı anlatabilir misiniz? Nasıl ele aldınız?

Evet, birkaç kez yaşadım ve şunu söyleyebilirim: Beklenmedik sonuçlar benim için genelde sürecin en öğretici anları oldu. Bir projede başlangıçta net bir hedefle yola çıkmışken malzemenin, üretim koşullarının ya da kullanıcı temasının projeyi bambaşka bir yere taşıdığını fark ettim. İlk refleksim bunu “sapma” olarak görmekti.

Sonrasında şunu öğrendim: Kontrol etmek yerine dinlemek. Sürecin bana ne söylediğine kulak verdiğimde ortaya çıkan şey çoğu zaman ilk kurgudan daha sahici ve güçlü oldu. O noktada projeyi zorla eski haline döndürmek yerine yeni yönünü bilinçli biçimde sahiplendim. Unform yaklaşımında bu çok önemli; hatayı gizlemek ya da düzeltmekten çok onu dönüştürmek.

4 – Unform felsefesinde sanatsal/yaratıcı ifade ile üretim süreçlerinin teknik/sanayi sınırlamaları arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Ben bu ikisini karşıt uçlar olarak görmüyorum. Aksine, teknik ve sanayi sınırlamalar benim için yaratıcılığı tetikleyen bir çerçeve. Sınırsızlık çoğu zaman konfor alanı yaratırken sınırlar dili keskinleştiriyor. Unform’da sanatsal ifade üretilebilirlikten kopuk bir hayal değil; tam tersine malzeme, ölçek, tekrar ve kullanım gibi gerçeklerle sürekli temas hâlinde.

Yaratıcı kararlarımı üretim sürecinin “izin verdiği” noktaları zorlayarak ama onu inkâr etmeden alıyorum. Bu denge, şiirle mühendisliğin aynı masada oturması gibi: Biri anlamı derinleştirirken diğeri onu dünyada var kılıyor.

5 – Bir Unformer / disiplinlerarası ürün geliştirici için vazgeçilmez beceriler veya bilgi alanları sizce nelerdir?

Bence en vazgeçilmez beceri, tek bir alanda derinleşirken başka disiplinlere karşı geçirgen kalabilmek. Yani hem ustalık hem de merak. Bir Unformer’ın tasarım, malzeme bilgisi ya da teknik üretimden en az birini iyi bilmesi önemli; ama asıl farkı yaratan, bilmediği alanlarla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi.

Buna ek olarak sezgiyi ciddiye almak, gözlem yapabilmek ve “neden böyle?” sorusunu bırakmamak çok belirleyici. Disiplinlerarası üretim hızlı cevaplardan çok doğru sorularla ilerliyor. Son olarak belirsizlikle çalışabilme becerisi çok kritik. Çünkü Unform yaklaşımında sonuçtan çok süreç konuşur; süreçle barışık olmak ise gerçek özgürlüğü getirir.

6 – Unform bir ürünün yatırımcıya sağladığı faydalar nelerdir?

Unform ürünleri yatırımcı için tekil bir nesneden çok ölçeklenebilir bir düşünce biçimi sunar. Bu yaklaşım kısa vadeli trendlerden bağımsız, uzun soluklu bir değer üretir. Disiplinlerarası yapısı sayesinde ürün; farklı sektörlere, iş birliklerine ve varyasyonlara açık bir potansiyel taşır.

Ayrıca Unform yalnızca satışa değil hikâyeye, fikrî derinliğe ve marka sadakatine yatırım yapar. Bu da ürünü kolay tüketilen bir obje olmaktan çıkarıp kültürel ve kavramsal bir referansa dönüştürür. Yatırımcı açısından bu; daha güçlü konumlanma, daha kalıcı etki ve zamana dirençli bir değer demektir.

7 – Unform bir ürünün son kullanıcıya yararları nedir?

Unform bir ürün son kullanıcı için yalnızca işlevini yerine getiren bir nesne değildir; düşünsel ve duygusal bir temas alanı açar. Kullanıcı ürünü tüketmekten çok onunla ilişki kurar. Bu ilişki farkındalık, merak ve aidiyet duygusu üzerinden şekillenir.

Fonksiyonel olarak sade ve net çözümler sunarken kavramsal olarak da kullanıcının gündelik hayatına anlam katar. Unform ürünleri “neden böyle?” sorusunu sordurur; bu da kullanıcıyı pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp sürecin zihinsel bir parçası hâline getirir. Sonuçta ortaya çıkan şey geçici bir ihtiyaç karşılamadan ziyade uzun süreli bir bağdır.