Ayak’kabı
Ayak’kabı Ayak kabı, Çünkü kabı kadar alır içine yürüyen ayakları. İlk adımlarını attığında, minicik ayaklarına giyersin. Düşersin, kalkarsın o ayak’kabı ile.. Büyür ayakların, sen büyüdükçe, sen yürüdükçe kabı da büyür ayakların. Şekilden şekile girer, ayak kabı. Sırf sen daha rahat yürü diye.. Büyüğünü alsan ayağından çıkar, rahatsız olur, yürümen zorlaşır. Küçüğünü giysen, ayağını vurur, ızdırap olur, yürümen zorlaşır. Nihayetin de kaptır, doldurabileceğini alır… Gâm’ze
Efendi
Efendi, Kırmızıya boyadın her yanı. Gönül kilidini açtın, alaşağı ettin. Yandığımı sanmakla geçmiş ömrümü, Bir pul gibi ezip geçtin. Ne gözüm aynı görür, Ne dilim aynı kalsın. Gâm diye içtiğim Şarab’ı, lezzetine varan Alsın. Fersah fersah gömüldüğüm, Parçalara bölündüğüm, Değirmen de dövüldüğüm, Buğday’dan ne farkım kaldı. Gâm’ze.
İlle de ŞEMS, ille de AŞK
Bir ışık gördü uzaktan,aydınlığına aşık oldu Pervane . Yandı içten içe kavuşamamak ızdıraptı. Ermek istedi vuslata, Yaklaşma dedi Şems! Benim ateşim yakar seni Bu imkansız AŞK! Ama; dedi Pervane dokunmazsam sana, sarmassam sıkıca, sarılmazsam, Nasıl geçer canımda ki bu acı ? Gelme dedi Şem Lütfen gelme! Ah ne Gam, gelmeliyim dedi Pervane, Dayanamadı Şem Küçük yüreğin feryadına, Vuslat zamanıydı. Yaklaştıkça yaklaştı Pervane Alçaldıkça alçaldı, Önce bir kanadı değdi ateşe sonra öbürü, Ne lezzet dedi Pervane, Ağlamaya başladı mum ; gözyaşıyla Can ipini söndürmek istedi ki Kendini öldürsün ki Pervane yanmasın, Yaklaştıkça döndü, döndükçe ,yandı Bir buğday tanesi gibi top olup [...]
Sır
Giz’lenen pencereler , Giz’lenir düşünceler , Saklanır bir Giz’de tüm heceler Görülmez hücreler , Her yer de bilmeceler … Mabedin örtüsüdür perde , Yoksa ne arasın bir evin penceresinde .. ? (Sorguladığın yer de aralarsın perdeleri, açılır zihnin pencereleri, gizler seni de kendi gibi )
